Alice Kuantum Diyarı’nda || Robert GILMORE

26 Ağustos 2018

  
 Bir konudan bahsedeceğim zaman onu detaylıca araştırırım, insanların fikirlerini okurum ve yazmadan önce de yatağımda baş aşağı durup beynime kan gitmesini sağlarım. Bu zamana kadar ilk defa bunu belirtiyorum ama gerçekten önemli bir iş yapmadan önce mutlaka ters dönerim hatta yakın bir zamanda bunu 1,5 saat boyunca yaptığım oldu. Bende işe yarıyor 😀 Ama Alice Kuantum Diyarı’nda gibi bir kitabı yorumlamak istersem Dünya ters dönsün yine beynimi %100 verimle çalıştırıp da gayet güzel anlatacağım bir kitap değil. Sebebi ise kuantum konusunda kendimi yolun çoooooooook başında hissetmem. Hatta bunu okuyacak bir çoğunuzun yolda olmaması da büyük bir etken. Yanlış bilgi vermekten korkmuyorum aslında çünkü düşüncelerimi yazıyorum, nesnel olan kısımları da zaten kitaptan yazıyorum. Korktuğum şu ki, kuantum gibi harika bir dünyaya adım atmaktan sizi vazgeçirmek ya da hiç bir fikri olmayan birinize “aman zaten bana göre değilmiş” dedirtmek. Bunlar benim korkularım. Ama bilgilerimi geliştirmek konusunda bu kitap benim için güzel bir deneyim oldu. Henüz sonunu getirmedim kitabın (son 50 sayfa civarlarında kaldı) ama okuduğum yere kadar olan bilgiler ve özellikle anlatış tarzı gerçekten harika. Adından da anlaşılacağı üzere aslında Alice Harikalar Diyarı’nda tarzında yola çıkılıp akış olarak aynı şekilde işleniyor. Daha kuantumsal boyutta ilerleyen olay akışında kendimi kaybettim çoğu zaman. Normalde bilimsel kitapları metroda vs okuyamam ya da okuduğumda net olarak anladığımı söyleyemem ama Alice Kuantum Diyarı’nda bilimsellikle edebiyatın güzel bir birleşimi olmuş. 

Biliyorum demenin imkansız olduğu bir konu!

  Kuantum dünyası aslında alışılmışın dışında hem her şeyin hem de hiçbir şeyin aynı anda mümkün olduğu oldukça karmaşık ve katlı bir yapı. Aklımdaki kuantum kavramını anlatacak tasvir olsa olsa içerisinde milyonlarca böcekler yaşayan devasa bir lahana olurdu. Açtıkça içerisinden yeni böcekler fışkırıyor ve katmanları asla bitmiyor! Kuantumun bilgi sınırı da aynen böyle. Aslında evrendeki ve yaratılıştaki her şey için geçerli olan bu bilginin sınırsızlığı somut dünyamızda daha elle tutulur bir şey. Mesela dünyanın var oluşunun tahmini kaç milyar yıl önce olduğunu, hangi sıcaklık koşullarında olduğunu uzun araştırmalarla, çeşitli deneylerle bulabildik. Ancak bu içerisinde yaşadığımız dünyada yaptığımız bir var oluş araştırması. İş görülmeyen kısıma gelince durum farklılaşıyor. Mümkün olan olaylar bu kez düşünce deneylerine dönüşüyor ki öznel yargılarla yüzlerce sonuç çıkartılabiliyor. İşte kuantumun anlaşılmaz anlaşılırlığı burada devreye giriyor. Her bulduğunuz sonuç yeni bir soruyu ortaya çıkartıyor ve asla sona ulaşamıyorsunuz. Bu nedenle bana göre kimsenin tam anlamıyla kavrayamayacağı ve biliyorum demenin imkansız olduğu bir konu bu kuantum. Anlamak ya da kavramak dediğim biri size anlatacak siz de anlayacaksınız değil, kendi gözlemlerinizle yapılan araştırmalarla “tamam kuantum … … … demekmiş o zaman ben bu bilgiyi … şekilde kullanabilir, … gibi aletleri çalıştırabilirim” diyebilmelisiniz. Aslında böyle yazınca çok da uzak gelmiyor bana. Sonuçta insanlık tarihi ateşin bulunmasının sevincini yaşamışken şuan sanal gerçeklik gözlükleri ,uçan arabalar gibi teknolojiler çok basit görünüyor. Kim bilir belki bir gün hepimiz Kuantum ne demek anlarız!

Bu kitabı okumalı mısınız?

 Kitapta özellikle anlaşılmaz olan çok nadir kısımlar vardır mutlaka. Ben daha önceden hazırlıklı olduğum için (sonuçta artık 3.sınıfım ve 2.sınıfta kuantum giriş dersini gayet geçtim!) çok kafamı karıştırmadı içerik ki birkaç belgesel karıştırmış, bilimsel yazılara biraz göz atmış ya da en basitinden Fringe, Black Mirror gibi bilimkurgu dizileri/filmleri izlemiş kişiler için de gayet anlaşılır olacaktır. Hatta şöyle ki Black Mirror izlerken olayları kuantum ile bağdaştırmak da güzel oluyor 🙂
“Ama Sinem ben bunların hepsinden uzağım, hiçbir alakam yok bilimle-mühendislikle ama kitabın adı beni çok cezbetti ama fizik de çok zor değil mi ya?” diyorsanız siz de gelin! Şaka falan değil baya baya okumak isteyen herkes okuyabilir. Nasıl tarihle aramda eksi sonsuz ile artı sonsuz arasındaki mesafe kadar bir mesafe olmasına rağmen istersem yüzlerce tarih kitabı okuyup çok da güzel anlayabilirsem isterseniz siz de bu kitabı okuyabilirsiniz. Anlamayacağınız kısımlar olacaktır kesinlikle ama genel akışta bu kitap öyle ağır fizik içermiyor. Sanki küçük bir kızın peşine takılıp kuantum dünyasını anlamaya çalışıyormuşsunuz gibi. Ki Alice kızımız da gerçekten kuantum dünyasına o kadar uzak ki bazı yerlerde “kız Alice bu da sorulur mu!” demeden edemedim. Mesela soru sorduğu kişi Alice’e sayfalarca konuyu anlatıyor gezdiriyor tutup anlatımın en başındaki bir noktayı soruyor. Adam bu kez o soruyu cevaplıyor. Aslında bu şekilde olunca konunun akılda kalıcılığı artıp konuyu kavramak daha mümkün oluyor. 
Okuduğunuzda asla kuantum hakkında her şeyi öğrenmiş ya da kuantumun ne olduğunu öğrenmiş olmazsınız ancak bu dünyaya adım attığınızda yolda nelerle karşılacağınızı görmüş olursunuz. Ayrıca kitapta gerçek masala göndermelerin yanı sıra çeşitli tarihsel olaylara, filmlere ve kişilere de göndermeler varmış. Tabi ki film- dizi ve tarih arşivi pek olmayan ben bunların neler olduğunu anlayamadı! Sadece ilk başta kızın televizyondan içeri girmesiyle bağdaştırdığım birkaç şey var ama bunu size söylersem sizin fikirleriniz de o yöne kayar. Bu yüzden bu kısım bana kalsın ne dersiniz? 
Ayrıca, kitabı okumuş ya da okuyacak olanlar aşağıda yorumlarda toplanalım! 

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply