Bir Hasan Ali Toptaş Dosyası; Geçmiş Şimdi Gelecek

13 Temmuz 2017

 2016 benim ve çevremdeki birçok insan için olabildiği kadar garip, üzücü, yorucu geçti… Karamsar biri olmadım asla, mutlu zamanlarım güzel günlerim daha çok oldu ama insan elindekinin kıymetini bilmez ya, benim de aklıma gelir arada üzüntülerim.
Bütün bu üzüntülerimin, sevinçlerimin arasında geçen yıl bu zamanlarda, 10 Temmuz’dan öncesi de olabilir, Erzurum ve Eskişehir’e kargo gönderdiğimi hatırlıyorum. İçindeki nota ne yazdığımı, ne kadar güzel iki insan tanıdığımı…
Ve aradan tam 1 yıl geçti. Yakın bir zamanda bazı şeylerin anısını tazeleyeceğim. Dedim ya bir sürü duyguyu tattım diye, hayal kırıklığı da var çantamda. He, bir de yanımda olmasa da her anımda, her daim desteğini hissettiğim biri Erzurum’da biri Eskişehir’de iki çift el var. Benim de elim uzanıyordur inşallah. Çok uzatmayayım, malum okuyucu dediğin ziyareti kısa tutar!
Yine aynı zamanlara kargo denk gelmesi tesadüf mü tevafuk mu yoksa bir işaret mi bilmiyorum ama o kadar iyi geldi ki! Esra’nın kargosundan gelen bu kitap, hep beraber Hasan Ali Toptaş okuma maratonuma bal kaymak oldu. Mesela biri bana bu kitabı önerseydi, araştırır, bin kere kararsız kalır öyle alırdım belki ertelerdim. Ama hediye gelmesi, kitaba karşı sıfır önyargıyla başlamama neden oldu. He, önyargılı davranmak Hasan Ali için ne olabilir bilemiyorum ama sonuç olarak çok garip hissettim kitabı okurken. Şimdi de çay içmeye gidiyorum hoşçakalın(22.01).
Tam 11 dakikada çayımı içerek geldim.
Bu ara o kadar çok  yeni yazarla tanıştım ki, heralde “tüm kitaplarını okumak istediklerim” listesinde daha yer kalmamıştır. Hasan Ali Toptaş da öykücülüğünü garip bir şekilde çok beğendiklerimden. Mesela hikayede benim için Sabahattin Ali ve Yaşar Kemal her zaman ilk başta gelen iki isimdir. Daha 1 kitabıyla Hasan Ali de aynı yere sahip. Kitapta kendinden o kadar çok şey anlatıyor, o kadar kibar anlatıyor ki her şeyi; bir yere doğru götürürken anında yönünüzü çeviriyor ama ondan bile şikayetçi olmuyorsunuz. Mesela biz geri dönüşleri, “mesela yani”cilikleri sevmeyiz ya, Hasan Ali Toptaş Geçmiş Şimdi Gelecek‘te bir güzel geri de dönderiyor, son gaz giden olaya “MESELA YANİ” edasıyla da giriyor… Ne olursa olsun kendisini hissettiriyor, yazar-öykücü vs diye hep bahsediyor kendisinden. Karakterlerinin hepsi de farkında bir öyküde olduklarından. Siz farkında mısınız? Bir öyküde olduğunuzun?
Bir de Hasan Ali yazar olmasaymış kesinlikle ve kesinlikle çöpçü olurmuş diye düşünmeden edemedim kitapta. O kadar çok çöpçü imgesi kullanmış ki! Şikayetçi değil ama bu halinden, yani çöpçü olup sokakları dinlemeyi, insanlara yol göstermeyi istediği kadar ne ister hikayelerinde bilmiyorum. Olsa olsa bir sevdalı olur. Kendine gelmeyi bekleyen, asla kavuşamamış, zaman ve mekandan bağımsız bir sevdalı. Ama yazar olması isabet olmuş. Yoksa düşüncelerini dinlemek herkese nasip olmayacaktı…
Son olarak, Esra kitabı bir sürü altı çizili yer ile bana emanet etmiş. Emanet diyorum, çünkü bu kadar değerli bir yazardan bu kadar değerli bir kitap tüm ömrüm boyunca korumam gereken değerli bir emanettir benim için.
Her seferinde iyi ki tanımışım dediğim bu iki dosta da sonsuz sevgi ve teşekkürlerimi sunuyorum, her şey için.

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply