Bir Komedyenin Kitabı #kitabinkabookchallenge

5 Ağustos 2017

 Görevleri burada gerçekleştirmeye bayılıyorum! Gerçi bu kez yorumunu birkaç gün önceden instagrama girmiş olduğum bir kitap söz konusu ancak alıntılar paylaşayım dedim. Çünkü aynı kitabı 5 gün arayla yorumlayamayacağım. Bu gün bir komedyenin kitabı görevimiz vardı. Ben de “Mahalleden Arkadaşlar| Selçuk Aydemir” i seçtim.

Alıntılar da elimde post-it ve kurşun kalem ile çizdiğim satırlar. Haydi bakalım;

  • ” İsmet ile aramda bariz bir klasman farkı vardı. O Almanya’dan gelen afilli çikolataydı, bense mahalle arasında, Kartal araba arkasında kilo ile satılan ucuz bisküviydim. O Galatasaray’ın resmi takım formasıydı, ben okulun naylon eşofman takımıydım…”  

 (syf: 26)



  •    “Bu kızarmış hamura neden ‘bişi’ denir onu da bilmezdim. Adını koymaya üşendikleri ‘bir şey’ olduğu için mi? ‘Pişiyor’ un kısalarak geldiği son nokta olması mı, artık her neyse bilmiyorum. Zaten adı bişi mi, pişi mi onu da bilmiyorum. En afilli yiyecekti benim gözümde, onu biliyordum.”
(syf: 38)




  • “(…) -Kitap alacaz biz!
         + Özellikle aradığınız bir şey var mı?
          – Yoo… Allah ne verdiyse artık.
          + Tevrat, Zebur,İncil,Kuran. Hepsini Allah verdi. Hangisini vereyim? Kuran diğerlerine nazaran oldukça yeni.” 
(syf: 67)




  • ” Senin için cürüm değil belki ama annem çok pis dövdü İsmet. Evde bir tane kıştan kalma odun var; babamın adını yazdı o odunun üstüne, üzerinde Ekrem yazan odunla dövüyor, sonra baban vurdu diyor kadın, yani acayip önemsiyor aile içi saygıyı.”
(syf: 96)




  • “(…)
-Kim kimi bıçaklıyor lan? Nerde yaşıyoruz oğlum?
+ Çekmece’ de yaşıyoruz Selçuk. Bıçaklanarak ölmenin doğal ölüm sayıldığı, bıçağın ecel sanıldığı bir yerde yaşıyoruz. Ecel diye bıçak markası var lan! (…)”
(syf: 102)


  • “Bir keresinde kısır günü bize denk geldiğinde evde yeteri kadar zigon olmadığı açığa çıkınca beni çağırıp bir komşunun dizinin dibine oturtup onun tabağını, çayını tutmamı istemişti. Kadının dizinin dibine bağdaş kurup iki elimi açmıştım. Kadın elimdeki çaydan bir yudum alıyor, sonra tekrar çay bardağını elimdeki çay bardağı altlığına bırakıyordu. (…) İsveç çakısı gibiydim annemin gözünde. Kah zigon olarak kullanıyordu beni, kah kanal değiştirmek için uzaktan kumanda olarak. “
(syf: 110)


  • “Azcık kafanızı çalıştırın ya. Adamın 11 tane abisi var. Halı sahada ailecek maç yapıyorlar. Başka insanlarla top oynamadı Osman daha.”
(syf:113)



  • “Derinliği ölçmek için bir ipin ucuna taş bağlayıp suya sarkıtırlar ya, annem ona benzer kendine has tekniklerle salonun kaç metrekare olduğunu beni kullanarak ölçtü kahvaltıdan sonra. 37 metrekare buldu. Tapuda 40 yazıyormuş, işlem hatası yapmış; bir daha denedi, bu sefer doğru sonuca ulaştı. Allah’tan sağlamasını yapma gereği duymadı.”
(syf:144)


  • “Delirmiş babam üşenmemiş kalkmış, don atlet merdivenleri tepiklemiş dalmış İsmetlerin evine. İsmet’i evinde uyandırıp kendi evinde dövmüş. İsmet’in babası da hak vermiş babama ve evden atmış İsmet’i.”
(syf:166)




  • “-Ekrem Abi valla gördüm tahtalardan birinin üstünde, hem de benim yazımla Hüseyin yazıyordu, ben hemen gidip ev çizeyim abi. Şöyle 3 katlı tripleks. Allahım şükürler olsun. dedi.Yazıyordu evet. Pazarcı Hüseyin’in tahtalarını çalmıştık.”
(syf:193)

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply