Bir Şükrü Erbaş Dosyası; Ömür Hanım

31 Mayıs 2017
…Ve güz geldi Ömür hanım. Dünya aydınlık sabahlarını
yitiriyor usul usul. İnsanın içini karartan bulutların seferi var
göğün maviliğinde. Yağmur ha yağdı ha yağacak. İn-
cecik bir çisenti yokluyor boşluğunu insan yüreğinin.
Hüznün bütün koşulları hazır. Nedenini bilmediğim bir
keder akıyor damarlarımdan. Kalbimin üstünde binlerce
bıçak ağzı… ve yüzüm ömrümün atlası; düzlükleri bunaltı,
yükseklikleri korku, uçurumları yıkıntılarımla dolu bir
engebeler atlası. Yaşamak bir can sıkıntısı mıdır Ömür
hanım?
Diyerek başlıyor Şükrü Erbaş, Ömür Hanım’la Güz Konumalarına.
Ömür Hanım, Ömür Hanım diyip duruyoruz da sahi kim bu Ömür Hanım? Gerçekten var mı yoksa yalnızca bir hayal ürünü mü? Aslına bakarsanız; Ömür Hanım o asil duruşuyla, sırf bu yüzden bir çok tartışmaya konu olmuştur. Fakat Şükrü Erbaş, noktayı koyuyor bu konuda: ”Sahiden olsaydı Ömür Hanım, yazmakla uğraşır mıydım sanıyorsunuz?”
İnsan tam burada durup düşünüyor. Sahiden olsaydı Ömür Hanım, insan oturup dertleşmekten fırsat bulamazdı yazmaya herhalde. Çünkü nedense hayatınızda görebileceğiniz en iyi sırdaş, Ömür Hanım’mış gibi hissediyorsunuz. En azından ben şu, Güz Konuşmalarında öyle hissettim.
Gelelim Şükrü Erbaş’ın yokluğu bu kadar belirgin olan birine kendinden daha yakınmış gibi yazabiliyor olmasına. Oldum olası hayran kalmışımdır hiç olmayan insanlara ya da başka şeylere şiirler, şarkılar yazan insanlara… Nedeni belki de içimde saklı; içimde hiç ortaya çıkmasını istemediğim şeylere ithaf etme korkumdan!
Yoklukları bizi korkutsa da varlıkları tedirgin eden çok şeyler vardır hepimizin hayatında. Fakat önemli olan onlarla yüzleşebilmektir diye düşünüyorum.
Şükrü Erbaş’ın, Ömür Hanım’ı bunun için bir vesile olarak kullandığı gözler önünde. İşte bu yüzden; büyük hayranlığımı kazanmış durumda; sırf kendiyle yüzleşmeyi kabullendiği için.
Yalnızca Ömür Hanım’da değil yazdığı diğer şiirlerinde de başka insanların derinlere gömmek isteyeceği bir çok şeyi gün yüzüne çıkarıyor şair. Belki de bu yüzdendir; her okuyan kendinden bir şeyler bulabiliyor onda.
Benim size tavsiye edebileceğim Şükrü Erbaş kitabı; (Bütün Şiirleri-2) Çünkü Ömür Hanım’ın Güz kokan sohbetleri ile burada karşılaşacaksınız…

Yazımı bitirirken kim bilir hangi hatıraları içinde saklayan ‘Ömür Hanım’la Güz Konuşmalarının’ son cümlelerini buraya bırakmak istiyorum:
Ezilmiş bir gül hüznü var yüreğimde. Saatlerce dayak 
yemiş bir sanığın çözülmesi içindeyim. Ürperiyorum. Bir
at kestanesi durmadan yaprak döküyor yalnızlığın so-
kakalarında, örtüyor ömrümün ilk yazını. İçimde bir çocuk,
yalın ayak koşuyor yaşlılığa doğru, binlerce kez yenilmiş
umut ölülerini çiğneyerek. Sahi yaşlılık, derin bir iç çekiş,
yanılmış bir çocukluk olmasın Ömür hanım?
.
.

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply