EY ÇELİŞKİ

10 Ekim 2016

Bazı zamanlar, dünyanın dönen çarkına ayak uyduramadığım oluyor. Öyle ortada kalmış gibi, zaman akıp giderken ben ne yana gideceğimi şaşırmışım…
Sanki taş taşıyorlar, dolmuş taşmış yüreğimin üzerine. Ezilen ve yok olan yalnızca hislerim… O zaman hissizleşmeye, soyut kavramları öğrenmeye başlıyorum.
İçimden birden üçe kadar sayıyorum, boş geçiyor üç saniyem. Ziyanı yok sayı saymayı biliyorum, ziyanı var ömrüme üç saniye borçluyum.
Öyle gürültüyle yıkılıyor ki akrebin tik, yelkovanın tak sesi zihnime. Yoksa saniyenin ses tonu muydu tik tak? Fark etmez uyumsuz bir ses var işte beynimin içinde. Nerden geldiği önemsiz o ses, zamanın yerini değiştiriyor.
Hemen ardından; kırılmış oyuncağının arkasından ağlayan bir çocuk soluyor içimde; kimsesizliği henüz tatmamış, evsizliği tanımıyor. Evi başına yıkılmış bir çocuk doluyor içime; henüz oynadığı tek oyuncak havan mermisi, bir lokma daha yiyecek seviniyor.
Çok şeyler var kelimelerle anlatamıyorum. Ki ben daha kelimelere bile anlatamıyorum.

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply