Listemdeki Kitapların Hiçbirini Almadım!

25 Kasım 2018

Başlığıyla müsemma bir yazı! ahahahah cidden öyle ama. Geçtiğimiz haftalarda liste yapıp “bunları bunları alacağım, şunu okuyacağım” dediğim kitaplar vardı ya, alırken hepsini değiştirdim. Ama bir sebebi var elbet almamamın ya da almaktan vazgeçmemin. Biraz hızlı ve aceleyle giriş yaptım konuya ama durun bakalım, şimdi tane tane anlatacağım…

Belirli Bir Türe Yönelmek

Genelde her türden kitap okumaya özen gösteririm. Özellikle okumam dediğim belli başlı kitap türleri var sadece. Belki bir gün onları da okurum sonuçta korku romanı -kardeşim korkudan daha çok komedi olduğunu söylüyor ama ben sonunu getiremedim- okumuş insanım değil mi?

İşte listemi yaparken de hafif ama etkili kitaplardan almak istemiştim. Biliyorsunuz, modern klasikler ve Hasan Alli Yücel Dizisi hayran olduğum kitap seçenekleridir. Sepetimin çoğu, hatta hemen hemen hepsi bu kitap türleri içerikliydi. Sonra dedim ki, “Sinem sen fizikçi olmak üzeresin.” Tam olarak kabul edemiyorum çünkü “ben fizikçiyim” diyebilmek için kırk fırın ekmek, doksan yedi pastane poğaça yemem lazım. Neyse işte, en azından fizikçi olmak yolunda hedeflerimiz var, ilerliyoruz.

Madem öyle dedim, bilgilerine bilgi katsana kızım. Kimse size gelip de “bak canım …… olayı …… kitabında demez. Ya da şu olay şöyle gerçekleşti, yok falanca tarihte doğan … kişi çok …. bir insandı” gibi boşlukları doldurulacak tavsiyelerde bulunmaz. Bilgiye, ulaşırsınız. O insandan insana, elden ele aktarılıyordur ve elinize gelmesini istiyorsanız kervana katılmalısınız.Ben de katıldım. Satın alacağım kitap türleri arasında hiç bilimsel kitaba yer vermediğimi fark edince sepeti komple boşalttım ve yeniden doldurmaya başladım.

 Seçiçi Bir Liste

Başlangıcı kitapyurdu indirimlerinden Tubitak yayınlarının kitapları ile yaptım. Eski basımlarının gerçekten kaliteli olduğunu duyuyordum hep; kalitesinden içeriğine kadar öyle olduğunu görmüş oldum.
Daha sonra vazgeçilmezlerim arasından Dünya Klasikleri’ne baktım. Oblomov arkadaşımın önerdiği ve aslında merak da ettiğim bir kitaptı, az çok bir şeyler okumuştum hakkında. Ivan Ilyiç’in Ölümü için de aynısı geçerli. Ki onu bitirdim neredeyse! Son sayfalarındayım.
Zeytindağı, öylesine bir anda karşıma çıktı. Normalde tarih kitaplarından pek hoşlanmam; okurum ama bayağı araştırırım almadan önce. Bu kitap ise gördüğüm anda “bunu okuyacağım” dediğim bir tarza sahip. Öyle kapağından vs değil, kitap açıklamasını gördüm ve aldım. Garip bir şekilde kendime çok yakın hissettim kitabı.

Son olarak, Kaktüs Çiçeğinin Sürgünü açıklamasından bildiğim kadarıyla, göçmenleri anlatıyor. Bu tarz hikayeler hep ilgimi çekmiştir. Örneğin Nazi Almanya’sında, Afganistan’da insanların yaşadıkları, bizzat şahit olduğumuz, insanlığımızın göz göre göre köreltildiği Suriye… Buradaki ilgi “vay be” demek için değil, ben- biz dua etmekten başka hiçbir şey yapamazken insanların nelere maruz kaldığını bilmek- okumak istiyorum. Bilmiyorum işte, garip geliyor bana.

Bu kitap da Suriye hakkındaymış, okumadım henüz ama en kısa zamanda okuyacağım ve konuşacağız bu kitap hakkında.
Ay kitap unuttum!!!!!
Öksüz Çocuklar Galerisi kitabını unutmuşum. İçerik olarak denemeye benziyor -belki denemedir incelemedim, üzgünüm sırasını beklemeli- ama farklı yazarlara yer verildiğini gördüm.
Nerede benim Modern Klasikler dolu listeeeeeem nerede aldıklarım!!
Böyle yazıyorum diye aldıklarımdan rahatsız olduğumu ya da “almak zorundaymışım gibi hissettiğimi” düşünmeyin lütfen. Çünkü hepsini bizzat kendi istek ve irademle seçtim. Üstelik bilim, Dünya Klasikleri ve araştırma-deneme gibi kitap türleri tercih etmek beni şaşırttı. Okuma listem biraz daha yerine oturuyor, bakarsınız yeni yıl için bir okuma listesi hazırlarım ne dersiniz?

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply