NİHAYET || Dergi İnceleme

16 Haziran 2018

 Herkese iyi bayramlar! Koskoca bir Ramazan ayını bitirdik. Yorgunluğuyla, temizliğiyle, susuzluğuyla ve sınavlarıyla geçen Ramazan ayı yok’u anlamak için aslında ama iftarında bin bir çeşit yemek varken o duyguyu hissetmek pek de mümkün olmuyor değil mi? Özellikle bu Ramazan’da bunları çok düşündüm. Bu bir ibadet ve evet anlamı da yoksulun halinden anlamak, nefsi terbiye etmek ama gerçek manada bunlara eremiyoruz. En basitinden oruçken bir tuz almaya markete girsek tuz hariç her şeyi alıyoruz. Olabildiğince az israf etmeye çalıştığım bu yıl bir diğer sorunum da okuldu. Sorun değil aslında yoğunluk! Finallerimin bu aya denk gelmesi zaten yorgun bünyemi daha halsiz hale getirdi. Henüz açıklanmayan ve sanki kalacağından emin olduğum 1 ders haricinde hepsinden geçtim. İçim o kadar rahat ki! Kalsa bile çok üzülmeyeceğim sanırım… 
Bugün bayramın ikinci günü ve okulum, sınavlarım bitti; kitaplığım toplu; okuyacağım kitaplar beni bekliyor… Kısacası harika bir dönem şuan! Umarım hepiniz aynı hatta benden çok daha iyi durumdasınızdır.    Okunacak kitaplar derken size anlatacağım birkaç kitap var biliyorum ama daha yeni yeni buralara döndüm. Bir anda hepsini yazmak pek mümkün değil, hepsi zamanla. Bugün bahsedeceğim şey ise bir dergi. Dergi kültürüm kitaplar kadar geniş olmasa  da konularına göre takip ettiğim dergiler var. Örneğin bir dergiye körü körüne her ay alacak kadar bağımlı değilim. Kitapçıda ya da internette o ay işlenen konuya bakarak aldığım dergiler var. Nihayet de bu dergilerden birisi. İlk olarak Ocak 2018’de almıştım dergiyi. Halen hepsini okumadığımı fark ettim o ayın da ama okuduğum kadarıyla bende bıraktığı izler, defterime aldığım notlar oldukça fazla. Sonrasında araya 3 ay girdi. Almadığım ayları da unuttuğumdan değil, işlenen konular bana cazip gelmediğinden almıyorum yanlış anlaşılmasın. Mesela Mayıs sayısında “Yapay Zeka” incelemesi vardı. Genel olarak konular yapay zeka ve internet yaşamı üzerineydi. Dergi hakkında biraz geç kalarak konuştuğumun farkındayım. Sonuçta sizlere “bu sayı harikaydı, alın okuyun” demek için geç kaldım ki Haziran bitmek üzere… Bu yüzden Mayıs sayısından anlatacaklarımı dergiden alıntılar ile çeşitlendirip almak için geç kalmış bile olsanız almış ve okumuş kadar olacaksınız. Fotoğrafları büyütüp okuyabileceğinizi belirteyim ve…

O zaman başlayalım!


 Mayıs sayısının yapay zeka üzerine kurulu olduğundan bahsedebiliriz aslında. İş yapay zeka olunca devreye daha siyasi ve ciddi konular giriyor. Normalde bu tip konular beni aşırı derecede darlandırır. Tabi ki bilmem gereken konular ama fazlası beni sıkıyor. Öğrenmenin bana hiçbir şey katmayacağı detayları okumam. Ancak bu paragraftaki kısım gibi ilgi çekici hale getirilmiş bilgiler benim için dahi oldukça güzel!

  İçerik olarak ise, dünya pazarındaki üç tür insandan bahsediyor. Tasarlayan, üreten ve çalışan. Bir çoğumuz bu üç grupta dahi değil! Hiçbir şey yapmamak o kadar çok hobi haline gelmiş ki! Bu 3 gruptaki insanı birbirinden ayırmak çok da doğru değil bana göre. Çünkü ben hem tasarlayan hem üreten hem de çalışan bir insan olmak için çabalıyorum. Eğer bu üçünü bir arada tutabilirsek işte o zaman gerçek başarıya ulaşırız bana göre… 

  Fotoğraflar ve alıntılar birbirinden uzak gibi görünebilir ilk bakışta ancak sizlere notlarımı gösterdiğim için birbiriyle entegre bir akış olması çok da önemli değil değil mi?

       


  Dedim ya biraz karışık ilerleyeceğim diye, işte bu konu tam olarak karıştırdığım kısım! Bana her zaman sakin gelen Japon kültürünün kaligrafi sanatına yer verilmiş Nihayet içerisinde. Japon kaligrafisinin teknik terimleri bir yana gerçekten emek isteyen bir iş. Ve “Ertuğrul” filminin kapak tasarımını yapan sanatçı Sisyu üzerine kurulmuş bir yazı. Sisyu Japon ismi olarak çok normal gibi gözükse de gerçek adı değilmiş. Adını ve kimliğini herkesten saklarmış çünkü gerçek kendisinin kaligrafiden sonraki Sisyu olduğuna inanıyormuş. Ben de acaba gerçek ben olan kitabinka mıyım dersiniz? 
Birazcık garip düşünüyor diyeceğinizden adım gibi emin olduğum Sisyu, japon kültürü ile teknolojiyi bir araya getirmiş. Muhtemelen projeksiyon mucizesini kullanarak yaptığı kaligrafilerden bahsediyor teknoloji ile bir araya getirmesinde… Ki Sisyu, 2 boyutlu olduğu söylenen yazıyı üç boyutlu hale getirenlerden. Öyle normal bir sanatçı da değil, eserlerinden birisi Louvre’den altın ödüle layık görülmüş. Bu konuda dikkatimi çeken bir diğer kısım ise Japon kültürünün anime ve manga tutkusu… Kaligrafinin anime ile ne alakası olabilir dedim önce ancak Sisyu’nun yaptığı resim üzerine yazı yazmaları geldi aklıma!

           

Bir diğer sanat örneği ise bu harikalar! Yahu bir insan nasıl bu kadar sabırlı olabilir aklım almıyor! Muhtemelen bunu okuyan arkadaşlarım diyene bak diyecekler ancak inanın sabır taşına yakın bir sabrı olan ben dahi bunları yaparken çatlarım! Tabi isteyerek ya da işi öğrenerek başlarsam yapabilirim güzel görünüyorlar ama kardeşimin bu ne be her yer yaprak diyerek atacağından eminim… Ben bir yana, dünyada bu tip sanat dallarının -aslında yapraklarının- olduğunu bilmek güzel. Üretmek için size ilham vermiyor mu tüm bunlar? Sizi bilmem ama ben “insanlar nelerden neler üretiyor ben de yapabilirim” diyerek yapabileceklerimi arıyorum.
   

Bu iki sayfa da oldukça anlamlı olsa da ilk sayfadan biraz bahsedeyim… Kendi whatsapp gruplarımda uygularsam muhtemelen tüm hepsinden atılacağım derecede katı kurallar içeren bu kurallar çeşitli mesleklerden profesörler, doçentler, gazeteciler gibi insanları içeren bir grup. Kuralların bazıları “tamam” denilebilecek seviyedeyken genel olarak “bu grup neden var?” diye sordurtacak şekilde! Sonuçta biz whatsapp’ı haberleşmek, sohbet etmek için kullanıyoruz. Grupta ne siyaset yapılabiliyor ki “dünya gündemi içerikli bir grup” diyebilelim ne de goygoy yapılıyor “arkadaş grubu” diyebilelim…Neyse onlar kendi resmiyetlikleriyle duradursunlar ben whatsapp gruplarında attığım her adımı paylaşayım 😀

   

İçeriği okumayı, ne kadar haklı olduğunu fark etmeyi size bırakıyorum, asıl üstteki çizimi göstermek istiyorum… Tersinin de doğru olduğu, gittikçe robotlaşan yaşamlarımıza karşılık gittikçe insanlaşan robotlardan bahsedilen bu çizim beni bayağı düşündürdü. Sizin düşünceleriniz neler peki? 



İşte modumu yükseltecek bir fotoğraf! Bu derginin henüz 2 sayısını okumuş olsam da içerisindeki kaliteli kitap ve film önerilerine hayranım! Sadece “okuma önerileri” adı altındaki kitaplar ya da filmler değil yazıların içerisinde bahsedilenler de oldukça güzel. Özellikle kitap önerisi için aldığım Sabitfikir dergisine eş değer olabilecek bir dergi gerçekten… Ve “Homo deus” hariç bütün kitaplar oldukça ilgi çekici göründü. Homo deus ise Sapiens gibiyse eğer(hepsini okumadığım için bu kadar cahil konuşuyor olabilirim) aşırı teknik ve ayrı bir dünyadan bahsediyor gibi geleceğinden ilgimi çekmedi. 
Filmler ve diziler de aynen öyle… Özellikle “Handmale’s Tale” dizisi (Damızlık Kızın Öyküsü kitabı, önce kitabı okuyacağım inşallah) ve “Köpek Adası” filmi uzun zamandır  izlemeyi düşündüklerimden. Bir de karşıma çıkınca “tamam artık izlemeliyim” diyorum! 





    
 
Genel itibariyle bu ayın yazıları daha bana yönelik, diğer sayıya göre daha çok ilgimi çekip konuyu her yönüyle ele alan yazılar olsa da çok fazla boğulmuş geldi. Yani derginin hemen hemen hepsi sadece yapay zeka içeren yazılardı. Türkiye’deki yeri, dünyadaki yeri, edebiyatta işlenmesi gibi bir çok yazıyla çeşitlendirilmesi, araya röportajlar, değişik sanat dalları eklenmesi gayet güzel. Ancak bu bir edebiyat dergisi. Açıkcası ben edebiyat dergisinden daha edebi bir hava beklerim. En azından farklı bir konuya daha değinmiş olunsa yani okuyucu şaşırtılsa harika olurdu. Böylesi kötü mü? Tabi ki hayır! Ama tek seferde okunulacak şekilde akıcı ya da boğmayacak kadar canlı da değil… 

   

You Might Also Like

1 Comment

  • Reply Sayısal Oyunlar 23 Haziran 2018 at 11:17

    Meraba,

    Kitaplarınız çalışma alanımla ilgili,
    arka da feynmann yazan kitabın adı nedir?

    Bir soru daha sormak istiyorum. Aşağıdaki Google+yorum sistemini buradaki yorum penceresinin altına eklemeyi nasıl yaptınız.

    Yazılarınızı takipteyim.
    Teşekkürler.

  • Leave a Reply