Oblomov || Ivan Aleksandroviç GONÇAROV

Başta Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları olmak üzere Oblomov çevirisi ve basımı yapan tüm yayınevlerine kitabın kapağına “dikkat oblomovluk yapar” yazılması çağrısını yapıyorum!
Başka türlü bu kadaaaaaaar uzun zamandır yorumunu yapamıyor oluşumun açıklaması olamaz. Ki okuyan arkadaşlarımdan da Oblomov olduğunu fark edip yuvarlanıp gidenler olmadı değil. Cidden kitabın garip bir etkisi var. Yaptığım şey tembellik de değil ama şimdi hakkımı yemeyeyim. Diğer işlerden kafamı toplayıp da şimdi oturup yazmaya fırsatım olmuyor.

Sırayla yazmayı ve sondan anlatmamayı öğren Sinem?!

Dizilerde, filmlerde olur ya önce başrol ölür sonra bir yazı çıkar “435236523 saat önce” diye… Şimdi öyle yapacağız ve ben en baştan sakince anlatacağım haydi bakalım;

3 ay önce…

Oblomov, blogta öneri istediğimde sizlerin verdiği cevaplar arasındaydı aslında. Öncesinde ekstra bir “hadi okuyayım” diye bir düşüncem olmadı ve ne hikmetse öneride görür görmez aldım ve okudum. Okuduğum dönem derslerimin oldukça yoğun olduğu bir zaman olduğu için sıcağı sıcağına yorum yazamadım. Sonrasındaysa ha bugün ha yarın diye diye ancak bugüne kaldı.
Genel olarak klasikler okuyan ve özellikle Rus Edebiyatı’ndan çok fazla çeviri okuyan birisi olarak kitaplar bana o dönemin halkı hakkında neredeyse genel bir görünüm verdi.





Donuk ve Sade Hayatlar

Sadece Oblomov değil, bu mutfağın her yemeğinde aynı tatlar alıyorum. “-izm” içeren kavramlar kullanmamak için kendimi zor tutuyorum ama mutlaka duymuşsunuzdur Rusya’nın hangi “-izm”ler içerdiğini. Ve bunların insan üzerindeki etkisi o dönemde dahi o kadar bariz ki!
En basitinden karakterlerin her birinin amacı, çoğu zaman bencil davranışları ve hiç beklenmedik değişimleri…
Hadi “bu bir roman” dedik aldırmadık içeriğine. İçeriği yazan adam demek ki böyle bir çevrede ki bu tarz hayal gücü oluşmuş. Birbirimizi kandırmayalım. Yaşanılan çevreden etkilenmeme gibi bir durum söz konusu değildir. İradenizle zamanla değişim gösterebilen davranışlarınız olacaktır ancak çoğunlukla çevrenizin kişiliğiniz üzerinde sağlam bir etkisi olacaktır.
İşte Oblomov da çevresinde olan bitene kayıtsız kalmakta büyük bir usta!
Muhtemelen bu hale gelmesini sağlayan şey ailesi olacaktır. Gonçarov ya böyle bir insandı ya da hep böyle bir insan olmaya özlem duyuyordu ki Oblomov çıktı ortaya.

Oblomov’a Genel Bakış

İçeriğini dolu dolu anlatmak için çok kolay bir kitap olduğu kanısındayım. Hani aynı olayı siz 5 dakikada anlatırken arkadaşınız 5 yıl boyunca anlatır da bitiremez ya ben Oblomov’u 3 kelimede anlatır gayette açıklayıcı olurum. Ama Gonçarov amcamız bayağı sağlam anlatmış. E ben olsam zaten klasik olamayacak kadar basit bir şey olurmuş, benim de aklıma gelmezdi zaten!
Olay örgüsüne danteline girmeden, tembelliğiyle boğuşan bir adamdan bahsediyor kitap. Tabi klasiklere özgü hep birinin bir başkasına “gel sana bunları anlatayım, hadi sana bilinmeyen bir adamdan mektup yazıp yollayayım” şeklinde bir başlangıcı var. Aslında yazarlar kendilerini bu şekilde dahil ediyorlar kitaba.
Sonrasında tembellikten kurtulmakla tembelliğe bağımlı olmak arasında gidip gelen ve aynı zamanda insan ilişkilerinde de aşırı tutarsız olan bir insan görüyoruz. Üşengeçlik konusunda tamam, çok profesyonel olduğum zamanlar da olmadı değil ancak bu kadar üşengeç insanların var olduğunu bilmek ve enteresan.

“Tüm kitap boyunca adamın tembelliğinden mi bahsediyor?” derseniz, evet. Ancak bunu türlü şekillerde yapıyor. Kimi zaman aşk hayatı (ki kitabın büyük bir bölümünü oluşturduğunu söyleyebilirim) kimi zaman da evindeki hizmetçiler ve çevresindeki arkadaşlarıyla olan ilişkileri.
Bir insan iletişim kurmakta nasıl tembel olabilir diye düşünülebilir ama adam bunda dahi tembellik ediyor!

Bir Salgın: Oblomovluk

Oblomovluk, kitap bir dergi yazısı olarak “Oblomov’un Rüyası” şeklinde yayınlandığından bu yana insanlara gerçekten öncü olmuş. Sonuçta sürekli çalışan bir topluma üşengeçliği övüyor ve anlatıyorsunuz adamlar tabi ki yatmak isteyecek, hırkalarını çıkarmak istemeyecek!
Sadece yazıldığı dönemde değil, şimdi dahi popüler bir şey bu oblomovluk. Hangimizin sınav haftası için sakladığı eşofmanları, hırkaları yok? Benim yok ama bir çoğunuzda “depresyon hırkası” da olduğunu biliyorumm.

Oblomovluk dersi;
1: Her an üzerinize geçirip kendinizi battaniyede rulo yapacağınız bir hırkanız bulunmalı.

2: Unutma çekirge, sen üşengeçsin. Bu kuralları uygulamaya dahi üşeneceksin.

Kurallar ve oblomovluk derslerimiz burada sona ermiştir.

Cidden insanlarda bu kadar etki bırakması çok çok çok normal olan bir kitap, içerik olarak aslında tembellikten çok daha fazlasını anlatıyor. Bazı alıntıları burada bulabilirsiniz (kitapla konuşmalarıma da yer verdim bu kez);

Rus romanında “lüzumsuz adam” olarak biliniyormuş Oblomov. Ancak bana kalırsa, lüzumsuzluktan daha çok “vay be ne adam”. Bana çok fazla gelen bir tembellik ve üşengeçliği var. Sürekli “hadi kalksana” deme ihtiyacı görüyorum kendimde.
Üşengeçlik ve insanlara olan üstten bakışı (her zaman değildi tabi) nedeniyle başına gelen birçok şeyi kendi etti kendi buldu olarak değerlendirdim.
Mesela kitabın ortalarında tam hareketlendi ayağa kalkacak adam oh be dediiiiiiim yine gitti. Sürekli tembellik ve ayağa kalkma arasında gidip gelen Oblomov’a buradan yalnız olmadığını bildirmek isterim.
Oblomovluk denilecek kadar aşırı olmak zorunda değiliz. Hepimiz zaman zaman tembellikler yapıyoruz. Bazen yorgunluktan bazen “yapsam elime ne geçecek” diye düşünmekten…

Tembellikten kurtulmak için;

Ben hep böyle durumlarda “yatarak neler kaçırdığımı” getiririm aklıma.
Örneğin boş olduğum bir zamanda telefona bakıyorken bir anda “sino şimdi ne kadar kitap okumuştun ya da xxx yere gitmiştin” der ayaklanırım.

3-2-1 diye bir kural var bilir misiniz? 3’den geriye doğru sayııp harekete geçiyorsunuz.
Örneğin, yatıyor musunuz, bir anda 3-2-1 deyip hop kalkın. Ya da telefona mı bakıyorsunuz aynı sayma kuralıyla sayıp bırakın telefonu. Bilimsel olarak ispatlanıp kayıtlara geçmiş bu kuralı uygulayanlar bana yazsın!

3-2-1!

No Comments

Leave a Reply