ŞAH VE SULTAN// İSKENDER PALA

12 Mart 2016

ŞAH VE SULTAN // İSKENDER PALA


Merhaba ben POLİ
Bu kitabı @beceriksizkiz ile okuduk ve ikimizinde yorumunun bulunacağı bu blog yazısını girmeye karar verdik.
Kitap hakkında söylemek istediğim o kadar çok şey varki; üstünkörü sıralanmış olan birkaç cümle ile kesinlikle anlatabileceğimi düşünmüyorum. Fakat yinede elimden geldiğince bir şeyler söylemeye çalışacağım.
Öncelikle konusu hakkında bilgi verecek olursam:
Osmanlı Hükümdarı Yavuz Sultan Selim ile Safevi Şahı Şah İsmail arasındaki manevi savaşın maddi boyuta ulaşma safhasını okuyoruz ilk olarak. Tabikide kuru kuruya söylenmiş sözcükler değilde her harfin altından sevgi çıkan her cümleyle içinizi huzur kaplayan sayfalar dolusu imgeyle bütünleşmiş koca bir hikayeyi sindire sindire okutuyor, İskender Pala. Tek solukta okunan tüm hikayelere inat yazılmış gibi bir havası var. Zira tek solukta okumaya kalkışsanız muhtemelen anında soluğunuz kesilir, tek bir adım atacak haliniz kalmaz. Bunun sebebi üzerinize yükleneceğiniz kelimelerin ağırlığında gizli olacaktır. Çünkü Kamber’in saflığını, Taçlı’nın güzelliğini; Taçlı’nın adına yazılmış taç beyitleri; Selil ve Selma’nın gizli kalmış hikayelerini; Hataî’nin hatalarını yüzüne çarparken yüreğinden çıkan sesini…. Her birini okurken ilk önce derin bir nefes almanız gerekecek. Başka türlüsü mümkün olmaz emin olun.
Savaş sırasında binlerce can kendini inandığı değerler uğruna feda ederken; kardeşlik ortada heba oluyor….
Velhasılı kelam bu kitabı okuyun. Okutturun. Okutturduklarınızıda başkalarına okutması için tembihleyin. Başka türlü derdinizi anlatamazsınız, bitirdikten sonra oluşan boşluğu başka türlü kapatamazsınız, başka türlü kimse halinizi anlamaz; taki kendileride dertlenene kadar. 




Selam ile, ben @beceriksizkiz. Yukarıda policim belirtmiş zaten, birlikte okuduk bu güzide eseri. Sevgi ve sevgi adına yazılmış herseyi bir kenara bırakıp öyle başlamanızı tavsiye ederim öncelikle. Zira çoğu yerde benim sevgi kavramımın dışına çıkılarak bambaşka boyutlarda sevgi anlatıldı.
Sevgi, Kamberi’in sâfi Taçlı sevgisiymiş. Sevgi, Hataî’nin hırslı aşkı imiş. Sevgi, Selim’in namus kavramına biçtiği anlammiş. Sevgi bazen Cafer Çelebi’nin içiymiş; dış görünüşten ziyade. Ama sevgi, aslında Tebrizli Selil imiş. 
Bunu acıtarak bastıra bastıra öğretti bu kitap bana. Sevgi şimdilerde basit anlamlarda görülen “sevgi” değilmiş.. 

Ve bu alıntıyı eklemeden geçemedim;
“Bazı geceler aklım derinlere dalıp gidince ağladığımı ve avuçlarıma inciler dolduğunu, onun kulağına fısıldamak isteyipde fısıldayamadığım sözleri, “Senden dolayı seviyorum seni ey sevgili, öyle ki kıskançlığımdan kendi gözümle bile dost değilim!” diyememenin acısını……. ruhumdaki sıkıntısını anlatamam. 

Gerçek sevgi bu kitapta. Kitap bittiğinde uçurumdan düştüğünüzü hissedeceksiniz. Uçurumdan sonraki hayatta görüşmek üzere, SEVGİ İLE KALIN.

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply