40 Sabah Erken Uyan | Tüketim Dünyasında Üretmek

|26.03.19|00.36|

Neden bu saatte yazmaya başladım ya da neden bugün yazıyorum en ufak bir fikrim yok ancak şunu biliyorum ki yazmasaydım uyuyamazdım. Evet aynen öyle. Bazen aklımdakiler sabaha kadar uyutmuyor ama genellikle kafamı yastığa koyduğumda her şeyi unutacağımı söyleyip ve düşünüp 3 saniyede uyuyakaldığım için sabah düşünmek zorunda kalıyorum 😀
Şaka bir yana, şuan yazıyor olmak benim için iyi. Fikirlerim henüz tazeyken yazdığımda daha verimli hissediyorum. Sabah yazarım demeyince hem ertelememiş olmanın hem de ilk düşüncelerimi yazmış olmanın mutluluğunu da yaşıyorum diyebiliriz.

Ne seninle ne de sensiz…

Her ne kadar kızsak da onsuz yapamadığımız sosyal medya ve internet zımbırtıları sayesinde ilerisini öngöremediğim bir tüketim toplumu olduk. Tüketim toplumu dediğim olay ise şu; hızlı yaşayan bir canavar gibi davranmak… Abartı değil, korku filmlerinde ya da çizgi filmlerde gördüğümüz canavarlar nasıl korkusuzca önüne geleni yıkıp geçiyor, önüne konulan yiyecekleri döke saça yiyorsa biz de interneti böyle kullanıyoruz.
Instagramı açıyoruz pıtpıtpıtpıptpıt fotoğrafları iniyoruz. Ne açıklamasını okuyoruz ne de fotoğrafları inceliyoruz. Tıpkı bir resim/fotoğraf sergisini koşarak gezdiğinizi ve çıktığınızı düşünün… Diğer sosyal mecralarda da yapıyoruz bunu ve bunun sonucunda hayatı da böyle yaşıyoruz.
Bir incelense okuduğu bölümü en ufak zorlanma sonucu bırakan yüzlerce gencimiz var ve olmaya devam edecek. Çünkü sabrımızı da anında tüketiyoruz.

Birçoğumuz “bu bizim elimizde değil, biz sadece gelişen dünyaya ayak uyduruyoruz” dese de ben buna inanmıyorum. Çünkü tüketirken dağıtıyoruz. Ben dağıtmak istemiyorum. Ben tüketim alışkanlık haline getirilmiş bir toplumda üretmek istiyorum. Fikir üretmek, işe yarar bir şeyler üretmek ya da herhangi bir şey…
Ne olursa olsun “armut piş ağzıma düş” toplumu olmak yerine her yere armut ağacı dikmekten yanayım yani.

40 Sabah Erken Uyan

Uyanış

Tüketim dünyasına tepki olarak daha doğrusu bu dünyadan olmamak adına hayatımı hep “kendin yap” olarak düzenlemeye gayret ediyorum. Örneğin okulda hazır yemeklerden (ekmek arası ekmek) yememek için yemeğimi yanımda götürüyorum. (Yemek termosu aldım ondan da daha sonra bahsedeceğim)
Ya da kıyafetlerimin bir çoğunu ya annem dikiyor ya da kendim dikiyorum… Bu gibi yeni “alışkanlıklar” sayesinde üretimin değerini anlıyorum.
Üretime faydası olacak en önemli projem, 40 sabah erken uyanmak. Tabi çok uzun zamandır zaaaaaaaaten erken uyanıyorum ama buradaki amaç sadece uyanmak değil. Uyanmak ve güne erken başlamak. Yazıyı bitirdiğimde saat 1’i geçmiş olacak muhtemelen bu yüzden belki uyanışı 9’a sarkıtabilirim ama inanın 6’da ya da 7’de uyanıp kalkıp da bir şeyler yaptığınızda günün bereketini anlatamam.

Bu konuda özellikle söylemeliyim; ‘sabahın körü’ tabirini lütfen artık çöpe atın. Hiç güneşin doğuşunu izlediniz mi? Bu kadar güzel ve özel bir an nasıl lanetlenebilir? Kalbinizi karartmayın böyle kelimelerle. Neyse, başlıktan da görüleceği gibi tüketim toplumu içerisinde farkındalık yaratacağımız bir hareket başlatıyorum ve bunun ilk maddesi; güne erken başlamak.

40 sabah olmasının sebebi vücudunuz bir zaman sonra alışacak ve bu muhtemelen 40 gün sonra gerçekleşecek. Laf aramızda ben çok uzun zamandır alarmsız her sabah 6.10-7.00 arasında uyanıyorum. Güne erken başlamaya adapte olmakta zorlanıyorsanız saatleri kendinize göre ayarlayabilirsiniz. Benim için 6 erkenken size 10 erken olabilir. Tabi gittikçe bu saati geri çekmek olacak ki bünyeyi alıştıralım.

Son bir tavsiye ki bunu ben de uygulayacağım. Sabahları uyanır uyanmaz en az 2 bardak su içmek metabolizmayı da bünyeyi de uyandırıyor. Ben 1 bardaktan fazlasını sabah 7’de içemiyorum ama neden denemeden “yapamıyorum olmuyor diyeyim ki?”

Not: fotoğrafı cumartesi ya da pazar günü dershaneye giderken otobüste çektim. En azından haftanın 2 günü gün doğumunu dışarda sahilde izliyor olmak çok ferahlatıyor.

No Comments

Leave a Reply